Murat Han ‘ ı Yakından Tanıyalım mı ?

Yeni kuşağın en yetenekli aktörlerinden biri olan Murat Han’ ı ilk önce ‘Mutluluk’ filmindeki ‘Cemal’ karakteriyle tanıdık. Ardından Amerika maceralarını öğrendik. Konservatuvar sınavına girmeden önce apandisti patlamış, çok üzüldük. Los Angeles’ a giderken cebinde sadece iki bin beş yüz doları varmış, takdir ettik.

Stella Adler’ den burs almayı başarmış, Charles Whiseberg’in asistanlığını yapmış, Al Pacino’yla tanışmış, helal olsun. Fakat bu bilgilerin hiçbiri Murat Han’ ı gerçek anlamda tanımaya yetmiyor. Bu adam ne yiyor, ne içiyor, hangi filme ağlayıp, hangisine gülüyor?

‘Beykent Üniversitesi’nde 3. sınıfa geldiğimde aldığım eğitimin yeterli olmadığını hissettim. Hep bir şeyler eksik kalıyordu. Sahneye çıkış öncesi hep aynı hikaye; metni oku, ezberini yap, duyguya gir. Bunların hiçbiri benim kafamdaki oyunculuk tanımını tatmin etmiyordu. Bir sözü ezberleyip, üstüne biraz da duygu koyarak söylemek büyük bir marifet değil. Hepimizin duyguları var ve biraz uğraşan herkes bu söylediklerimi becerebilir. Demek ki bunun eğitimi başka bir şey. İşte ben de o başka şeyin ne olduğunu öğrenmek için Amerika’ya gittim.’

Favori Filmleri

Güldüğü: Pembe Panter

Ağladığı: Sophie’s Choice

Korktuğu: Korku filmi pek izlemem.

Favori Sahneleri

-The Godfather 3 ‘te Al Pacino’ nun kızının ölüsü kucağındayken sergilediği performans süperdi.

-Sofice’s Choice filminde nazi subayının bir eve girip anneden iki çocuğu arasında seçim yapmasını istediği sahneden de çok etkilenmiştim.

Favori Oyuncuları

Al Pacino, Merly Streep

Favori eleştirmeni

Mehmet Açar

Favori Yönetmeni

Birine iyi dediğim zaman diğeri alınır. Cevap vermeyeyim en iyisi.

Favori Yeşilçam Oyuncuları

Talat Bulut, Türkan Şoray

Favori Sinema Salonu:

Kanyon

‘ Amerika’da The Stella Adler oyunculuk okulunda okudum. Stella tekniğini öğrendim. Önceden ne iş yaptığımı ve ne yapmak istediğimi tam olarak tanımlayamıyordum. Stella sayesinde oyunculuğu bir meslek olarak algılamayı öğrendim. Stella; senaryo incelemeyi, rolünüzü farklılaştırarak geliştirmeyi, vücudunuzu doğru bir şekilde kullanabilmeyi ve yeri geldiğinde duygu belleğinden faydalanabilmeyi öğreten bir teknik. Okulda iki sene bu tekniğin eğitimini aldıktan sonra bir sene Charles Whiseberg ‘ in asistanlığını yaptım. Bu sayede de bir metni analiz etmeyi öğrendim.’

Filmin yanında yediği favori yiyeceği

Genelde bir şey yemem ama su içerim.

İzlerken sonunu getiremediği film

Any Given Sunday. Sinemada izlerken uyuyakalmıştım.

En son izlediği film

Hatırlamıyorum

Ben daha iyi oynardım dediği rol

Birini izlerken ‘ben daha iyi yapardım’ dediğimi hatırlamıyorum ama performansını beğenmediklerim oldu tabi.

‘ Los Angeles’ ta 5 farklı tiyatro oyununda rol aldım. Oradaki tiyatro anlayışıyla Türkiye’deki işleyiş arasındaki fark çok büyük. Burada insanlar konservatuvardan sonra öyle ya da böyle bir tiyatro grubuna dahil olabiliyor. Kimi devlet tiyatrolarında, kimi özellerde çalışıyor. Neticede, herkesin sergilenecek oyunda bir rol alacağı garanti. Oysa Amerika’da böyle bir sistem yok. Her oyuncu oyunda rol kapabilmek için elemelerden geçer ve böylelikle bir cast oluşturulur. Kimse oyuncu seçmelerine katılmadan bir oyuna dahil olamaz.’

Film izlerken en çok neye dayanamaz?

Birinin film hakkında yorum yapmasına ve haşır huşur popcorn yenmesine.

Televizyonda yarısına denk geldiği bir filmi izler mi?

Eğer o filmi öylesine, sırf kafa dağıtmak için izleyeceksem devam ederim ama bir konusu, bir mesajı olan bir filme asla yarısından başlamam.

Çekerken en çok zorlandığı sahne

Bir filmde kiralık katildim ve kurbanlarımı silahla değil çakıyla, boğazlarını yavaşça keserek öldürüyordum. Üstüne bir de yaptığım işten zevk almam gerekiyordu.

‘ Türkiye’yle Amerika’yı sinema sektörü açısından kıyaslamak imkansız. En başta ekonomik olarak aynı rahatlıkta değiller ve bu durum sektörün her kolunda kendini belli ediyor. Bir film setindeki teknik eksiklikler oyunculukları da, yönetmeni de, makyözü de etkiler. Ayrıca Amerika’daki sektör yıllardan beri var ve son derece oturmuş durumda. Her şey çok hızlı bir şekilde yapılıyor ve buna paralel olarak herkes çok çalışıyor. İnsanlar fazlasıyla disiplinli çünkü bu kadar iyi işleyen bir sektörde işsiz kalmak an meselesi. Eğer CV’ nize kötü bir şey yazılırsa kim olursanız olun, bir daha kimse yüzünüze bakmaz. Bu yüzden setlerde kimseyi sigara içerken ya da lakayıt tavırlar sergilerken göremezsiniz. Zaten Amerika’ da bir sinema filmine oyuncu olarak kabul edilmek de çok zor. Her deneme çekimine en az 500-600 kişi giriyor ve bunların çoğu iyi oyuncu. Türkiye’de de oyuncular eleme yoluyla belirleniyor ama burada yapılan deneme çekiminde 1000 kişiden en fazla 200’ünde iş vardır. Geri kalanlar oyuncu olacağını zannedip öylesine gelmiştir.’

**********************************

Şöhreti, “Mutluluk” filminde yakalayan Murat Han, büyük mücadeleyle geçen oyunculuk macerasını anlattı.
Murat Han gerçek ismin mi?

- Evet. İsmim Murat, soyadım Han. Sanki sonradan alınmış bir isim ve soyadı gibi geliyor insanlara… Ya da soyadın ne diye soranlar oluyor.

Seni ilk kez “Mutluluk” filmiyle tanıdık. Nerelerdeydin bunca yıl?
- Bilkent Üniversitesi’nde beş yıl tiyatro eğitimi aldım. O süreç içinde kendimi oyuncu olarak yeterli görmemeye başladım. Bir açmazdaydım. O yüzden yurtdışına gitmem gerektiğini düşündüm. Sonra Amerika ve İngiltere’deki oyunculuk okullarını araştırıp, bu okullarla yazışmaya başladım. En çok da Stella Adler Oyunculuk Okulu’na gitmek istiyordum. Ama pahalı olması da gözümü korkutuyordu.

Maddi destekçin ailen miydi?

- Bir memur ailesinin çocuğuyum. Onların yurtdışı eğitim giderlerimi karşılama lüksü yoktu. O yüzden yazları Kuşadası’nda barlarda çalışıp biraz para biriktirdim. Tabii bu paralar okulun ilk taksidine bile yetmiyordu. Ama kafaya koymuştum, çok idealisttim. Derken 4. sınıf bitti, bütün yazışmalarımı tamamlamıştım ve Stella Adler’e kabul edildim.

Stella Adler, sanırım birçok ünlü mezun veren bir okul…

- Evet aralarında Marlon Brando, Robert De Niro ve Merly Streep gibi dünyanın en önemli oyuncuları var.

“Ekonomik anlamda da rahat değilim” dedin, bu süreçte faturalar nasıl ödendi?

- Okul için her üç ayda bir 2500 dolar gibi bir rakam ödenmesi gerekiyordu. Benim bir altı aylık dönemin okul parası dışında hiç param yoktu. Hemen iş aramaya başladım. Tabii çalışma izni yok, nakit işler bulmak gerekiyor. Tam Shakespeare dersindeyiz. Bizim bir İngiliz hocamız vardı. “Bahçıvan arıyorum. Tanıdığınız var mı?” dedi. Ben hemen “Ne yapılacak?” diye sordum. “Yabancı otlar ayıklanıp, yerine bir şeyler dikilecek” dedi. “Ben yapabilirim” dedim. Ardından öğretmenimin komşularının da bahçe işlerini yaptım. Ardından pizza dağıtmaya başladım, gündüz okuldaydım, akşamları pizzacıda. 2 yıllık eğitim süresi boyunca restoranlarda, barlarda çalıştım. Bunun yanında derslerim çok iyiydi. Bir gün bölüm başkanımız Irene Gilbert beni odasına çağırdı. “Biz seni akademinin en iyi oyuncusu olarak belirledik ve okumak için nasıl çalıştığını da biliyoruz. Sana bir dönem için burs vermeye karar verdik” dedi. İnanılmaz duygulandım, kadına sarıldım. Yaşadığım o mutluluğu anlatmam mümkün değil. “Mutluluk” filminin kadrosuna seçilmen nasıl oldu?

- Geçen yıl Ankara’ya ailemi ziyarete gelmiştim. Oyuncu Simge Selçuk, Bilkent’ten arkadaşım. Yine bir telefonda “ANS’a gideceğim, bir dizi projesi varmış, sen de gel” dedi. Ben de ona katıldım. O sırada “Mutluluk”un cast’ı yapılıyormuş. Cast’ı yapan Zeynep beni görünce Cemal rolüne uyacağımı düşündü. Sonra Abdullah Bey ile tanıştık. Amerika’da yaptıklarımı anlatınca, “İki sahne var, onları 48 saat içinde hazırla ve bir deneme çekimi yapalım” dedi. Abdulllah Oğuz deneme çekimlerini beğendi. Ama başrolü vermek için çok daha uzun bir süre gerekiyordu. Süre üç hafta kadar oldu, hatta üç haftanın sonunda insanlar “Amerika’dan geldi, Doğulu havası veremez” diye konuşuyordu. Ama Abdullah Bey çevresinden hiç etkilenmedi. En son “Şive konusunda emin değilim; sanki çalışsan da yapamazmışsın gibi geliyor” dedi. “Bekleyin, görün dedim” ve Van’a gittim. 48 saatte Van aksanın öğrendim. Döndüğümde Abdullah Bey çok şaşırdı. “Ben böyle bir şey görmedim, rol artık senin” deyince, “Artık tamam mutlu olabilirim” dedim.

Hırs yaptım, kazandım

“Mutluluk”ta rolü almanda hırsın etkisi var mı?

- Evet çok hırslıyım; ama bu durum Amerika’da başladı. Çünkü benim orada en zorlandığım dönemlerde bile, “Buraya denemeye değil, kesinlikle başarmaya geldim” fikrine sarıldım ve bunu aklımdan çıkarmadım. Ayakta sağlam kalabilmeye, pes etmemeye kararlıydım. Birinin bana “Yapamazsın” demesi beni sınırlamaz. “Mutluluk” filmi için 48 saat içinde Van aksanını öğrenmemin ardında yatan gerçek budur. Ben Van ’a giderim, bir hafta içinde de o aksanı öğrenirim. Biliyorum bunu. Bana hangi rolü verirlerse versinler, eğer imkánım varsa Çin’e de giderim. Tibetli’yi bir ay içinde didikler, anlar ve oynarım. Böyle de bir azmim var yani. Amerika’da aksan dersleri almıştım, hatta bir ara bütün kazandığım para bu derslere gitmişti. Ancak, bu eğitim kulağımın gelişmesine yardımı oldu.

Ünlüler okulunun en iyi öğrencisiydi

Okulun en iyi öğrencisi seçilmen sizin bursun yanında neler getirdi?- Okul bittikten sonra, ilk sene derslerimize giren hocam Charles Whiseberg’in teklifiyle, asistanlığını yapmaya başladım. Bir nevi oyuncu koçluğu öğrendim ki bu bana çok daha fazla bilgi kattı. Sonra tiyatro seçmelerine gitmeye başladım. Bu sekiz yıllık süreç içerisinde beş tane tiyatro oyunu ve üç sinema filminde rol aldım. Bütün bu projeler bana oyunculuk anlamında çok şey öğretti. O yüzden Amerika’daki sekiz yılımı çok değerli buluyorum. Bir çok yılı acıyla geçti. Genelde insanlar “Aaa Amerika’dasın ne güzel, ne şahane” derler. Benim için olan biten hiç de toz pembe değildi. Paran olduğunda evet Hollywood’da çok güzel yaşayabilirsin ancak zor şartlarda yaşıyorsan, çok şey öğrenirsin, öyle bir yer. O nedenle ben o sekiz yılımı bana çok şey öğreten altın yıllarım olarak görüyorum.

25 Yorum to “Murat Han ‘ ı Yakından Tanıyalım mı ?”

  1. ay cok guzel olmus bu.ellerinize saglik.devami gelri insallah yani dizideki diger oyunculari da yakindan tanimak siteriz biz.
    murat hana oyunculukyasaminda basarilar diliyorum

  2. vallaha güsel olmuş… vazgeç gönlümün diğer oyuncularını da yakından tanımak isterdim açıkçası..
    ama çok güsel olmuş.. sağol BAHA..

    Murat HAN’ a BAŞARILAR !!!…

  3. vallaha ne diyeyim ben yapamazdım barlarda çalışmak bahcivanlık pizza satmak gerçekten süper biriymiş

    ALLAH YOLUNU AÇIK ETSİN ADEŞİM BENİMDE ADIM MURAT senin hiç bi filmini kaçırmıyom
    BOLBOL BAŞARILAR

  4. :):):);):P

    BOLBOL BAŞARILAR

    :):):):p

  5. BAHA Bİ DE İREM ALTUGU ÇIKARSANA BÖLE

  6. bence çok romanik bir adam hemde gerçekten irem altuğa çok yakışıyor hani murat han ikisine dizi de mutluluklar dilerim bu arda dizinin yeni bölüm daha yok herhalde ama belki yarın olur işallah kendinize iyi bakın bye sibel

  7. murat hanı cok beğenıyorum kısılıgı ve karekterı duzgun bırı cok sevıyoruz basarılarının devamını dılıyoruz

  8. cok yakisiklisin murat han

  9. baştan sona kadar ben zatrn hepsini biliyodum irem altuğla murathanın röportajındada bunlar yazıyodu

  10. tşkr ederiz baha.murathana da allah yolunu açık etsin.

  11. ayyy coook guzel olmus ellerinize saglik:-)

  12. devamini bekleriz tabi:)

  13. bencede seda
    :):):):):):):):):):):):)))))

  14. çok güzel olmuş murat han benim idolüm olan oyuncudur

  15. bende vazgeçmem gereken bir aşk yaşadım bundan dolayı murat han ve irem altuğ çiftini vazgeç gönlüm filmi dolayısıyla çok seviyorum

  16. İşte çalışma ve azmin zaferi bu , kendisiyle aynı yaştayız ama bu kadar zamana neler sığdırmış , bence bunun sırrı da insanın hayattan ne istediğini gerçekten bilmesi. Çünkü bu uğurda her şeyi göze alabiliyor insan . O işi yapma şevki ,her türlü zorluğu insanın aşmasını sağlıyor . Gerçekten tebrik ediyor ve başarılarının devamını gönülden diliyorum.

  17. Murat Han Anlatiyor:

    Çok geçmiş olsun… ‘Vicdan’ın çekimlerinde sizi kene ısırdı… Şimdi iyisiniz değil mi?

    - Evet gayet iyiyim… Çekim sırasında böyle bir şey yaşadık ama öyle ısırma falan yok yani. Düğün sahnesinin çekimlerinde asistan bir arkadaşımla yan yana dururken, birden ağaçtan koluma bir şey düştü… Düştüğü an hissettim ve baktık ki kene. Hiç müdahele etmeden hemen hastaneye gittik. Zaten en önemlisi panik yapmamak ve herhangi bir müdahalede bulunmamak.

    Kan örnekleriniz Ankara’ya gönderildi ve tahlil sonuçlarınız temiz çıktı. İyice rahatlamışsınızdır ama o bekleme süreci çok can sıkıcıydı değil mi?

    - Hem de nasıl! Ne zaman, ne olacağını bilmeden öylece bekliyorsunuz… Doğal olarak da panikliyorsunuz. Ama Allah’a şükür her şey yolunda. Herhangi bir şey yok. Şimdi çok rahatladım…

    Peki… Erden Kıral’ın yönettiği ‘Vicdan’da Nurgül Yeşilçay ve Tülin Özen’le başrolü paylaşıyorsunuz. Rolünüze geleceğim ama filmde üstünüzden beyaz atlet neredeyse hiç çıkmıyor. Tıpkı ‘Mutluluk’ filmindeki gibi…..

    Bu bir tesadüf. ‘Vicdan’da canlandırdığım karakter ile ‘Mutluluk’taki karakterin hiçbir alakası yok. Vicdan’da tuğla fabrikasında çalışıyorum. Gömleğin altına giyilen o klasik atletden giydim. O yüzden ‘Mutluluk’la benzer bir görüntü yaratmış olabilir. Tek benzerlik, ikisinin de yağız Anadolu delikanlısı olması o kadar.

    ‘Vicdan’da canlandırdığınız karakterin başına çok ilginç bir olay gelecek… Hem karısı hem de aşık olduğu kadın tarafından dışlanacak. Nurgül Yeşilçay’ın dediği gibi marjinal bir aşk hikayesi izleyeceğiz. Sizce de marjinal mi?

    - Öyle diyebiliriz… Benim hikayede hoşuma giden şey, biraz vicdan meselelerini ve kaderi sorgulaması…

    ‘Vicdan’da sonu ölümle sonuçlanan tutkulu bir aşk ve şiddet var. Tutkunun olduğu yerde şiddet kaçınılmaz mıdır?

    - Tam tersi… Gerçek tutku ve aşkın olduğu yerde asla şiddet olmaz. Egolardan arınmış bir aşkta vicdan ve sevgi vardır. Çünkü egosuz bir ortamda negatif düşüncenin yeri yoktur. Bence şiddete neden olan en büyük neden sahiplenme sorunu. Sahiplenme de bir egonun sonucudur. Feodal yapıdaki milletlerde sahiplenme, hep baş öğedir. Yani erkek, kadını sahiplenir, aldatır, çok eşlidir vs. Aslında erkek hiçbir şeyi sahiplenemeyeceğini kabullense -ki bir insan gerçekte hiçbir şeyin sahibi değildir- bunlar yaşanmaz. Bir erkeğin, bir kadını sahiplenesi derken sakın yanlış anlaşılmasın korumak, kollamak adına bir sahiplenmekten söz etmiyorum, benim malım, ya benim ya da toprağın olacaksın mantığındaki hastalıklı bir sahiplenmeden bahsediyorum. Şiddeti oluşturan en büyük sorun da bu sahiplenme şeklidir. İşte filmde de bunun yansıması var.

    ‘Aşk’ desem bana ne anlatırsınız?

    - Aşk, ilginç bir şey. Biliyor musunuz, aslında aşkı, aşık olmak istediğimiz için yaşarız. Çünkü bir insana bakıp da, ‘Ben deli gibi aşık oldum’ demek çok mümkün değildir. Aşk, insanın hissetmek istediği sevme, sevilme ihtiyacıdır. Her insan beyninde yüksek duygular yaşayabileceği bir ilişki hayal eder. O yüzden ben ilk görüşte aşk olayına asla inanmam. İlk anda bir elektrik olur ama sonra o kişi kafanda oluşturduğun senaryonun karakteri haline getiriyorsun. Kısa bir süre yönetirsin ve karşındakini oynatırsın. Ama karşıdan başka oyun seçenekleri gelince iş, senin istediğin oyun şeklinde çıkar. Ve bu senaryo kafanda yazdığın şeye uymayınca da ilişkiler yıpranır. Bir anda deli gibi aşık olduğun, dünyanın en değerli varlığı dediğin insan da ayrıldığın gün dünyanın en şerefsiz, en adi insanı haline gelir.

    Siz Ankaralısınız değil mi?

    - Evet. Ankara’da doğup, büyüdüm ama aslen Erzincanlıyız. Benim için eş, sevgili, aile çok kıymetlidir, değerlidir.

    Çok sert bir görüntünüz var ama çok duygusalsınız?

    - Boğa burcuyum, yani duygusalım… Çok ağlarım ben… Film seyrederken bile ağlarım. Bugüne kadar en çok ağladığım film ‘Sofi’nin Seçimi’ filmi olmuştur. Kızı ve oğlu arasında seçim yapmak zorunda kalan bir annenin o dramını izlediğim zaman hüngün hüngür ağlamışımdır. Her izlediğimde de ağlarım. Sert görüntümün arkasında çok duygusal, merhametli ve vicdanlı birisiyimdir. Sert, soğuk, mesafeli duruşumun nedeni de bir anlamda gardımı almamdır. Ben bir ortama girdiğim zaman izlemeyi severim… Samimiyeti görmediği zaman benim dilim tutulur, konuşamam.

    Kadınlar sizi çok beğeniyor. Ciddi anlamda bir hayran kitleniz var. Şan, şöhret, popülerlik hoşunuza gitti mi?

    - Şöhret dediğiniz nedir ki, tuhaf bir şey… Ben çok sıradan bir hayat yaşıyorum. Benim alışveriş merakım bile değişmedi. Marka meraklısı değilim. Bir şeyi giyer, giyer eskiyince gider yenisini alırdım. Şimdi de öyle yapıyorum. Amerika’da üstüme bir tişört takıp gezdim yıllarca. Burada da öyle yaşıyorum. Paraya önem vermem… Tek lüksüm arabadır. Bir tek bindiğim araba iyidir, O kadar. Bu da gösteriş için değil, kendi konforum için.

    10 yıldır Amerika’da yaşıyorsunuz, Türkiye’ye kesin dönüş yaptınız mı?

    - Hayır… Temmuz ve ağustos ayını Amerika’da geçireceğim… Orada kurulu bir düzenim var, kapatıp gelmek kolay olmuyor. Ayrıca o düzenimin de devam etmesini istiyorum…

    Şu sıralar aşk hayatınız nasıl?

    - Herhangi bir şey yok…

    Tuba Ünsal’la ilişkinizin bittiği doğru o zaman?

    - Evet, doğru. Tuba Hanım’la ilişkimi bitirdim. Biz bir flört dönemi yaşadık. Güzel bir arkadaşlığımız oldu. Bu arkadaşlığımız süresince birbirimizi tanımaya çalıştık. Baktık ki ikimizin de hayata bakışı çok farklı. Bir şeyler olmadı ve birbirimizi kırmadan, incitmeden ayrılmaya karar verdik.
    Kaynak: Hürriyet-Sema Denker

    Buda benden =)

  18. ask´i ne kadar güzel anlatiyor degil mi? sanki bilim adami yaa masallah masallah tü tü tü :D

  19. murat hana tavsiyem irem altuğ ile birlikte olsun çünkü birbirlerine çok yakışıyorlar.

  20. merabalar acaba gelecek sezon vazgeç gönlüm yine yayımlanacakmı

  21. bende katılıyorum bence gerçektende birlikte olsunlar araka sokakları örnek alsınlar

  22. vallahada billahada gitti gidiyor yazısını kim yazdıysa ona kkalpten katılıyorum.murat hanın hayranıyım.bu yüzden babam murat hanı çok kıskanıyo.aramızda kalsın haaaaa

  23. senı cokkk sevıyorummmm ıyıkı vazgec gonlumde rol almısın ıyıkıde senı tanımısım.SEN COKK KALITELI BI OYUNCUSUN AMA SANA DIYECEGIMM OZEL HAYATINI YALNIZ YASA YOKSA SANA GICIKKK OLURUMMM

  24. Murat Hanın bende hayranıyım gerçekten çok süper bir oyuncuu mutluluk filmini de izledim mükemmeldii vazgec gonlum de zaten harikalar yaratıyor harputlu ile beraber

  25. ben murat hanı ilk mutluluk fliminde tanıdım orda da çok beyenmiştim halada beyeniyorum.azminden dlayıda tebrik ediyorum.

Yorum yap